Herr Mannelig
Bir gün trol kızı bu genç şövalyeyi görür ve Bay Mannelig’e aşık olur. Uzun süreli bir sessizlikten sonra hislerini anlatmak ister. Herr Mannelig’i o kadar çok seviyordur ki onun için tüm sahip olduklarından vazgeçebilir. Sonunda genç şövalyenin karşısına çıkar ve ona evlenme teklifi eder.
‘’ Herr Mannelig, Herr Mannelig benimle evlenir misin?’’
Herr Mannelig bu teklifi kabul ederse Trol kızı insana dönüşecektir aslında. Fakat Genç şövalye hem trol kızını üzmemek hem de onu reddettiğini anlaması için susmayı tercih eder. Troll kızı tekrarlar
‘’Herr Mannelig, Herr Mannelig benimle evlenir misin?’’
Yeniden cevap alamayan trol kızı bu sefer ona verebileceği mükemmel hayattan bahseder. Dişi dağ trolü Herr Mannelig ‘in evlenmeyi kabul etmesi karşılığında ona çeşitli hediyeler vermek ister. Peki nedir bu hediyeler? Gelin biraz da ondan bahsedelim.
''Sırtına hiç eğer vurulmamış, gölgeli bahçede otlayan ve ağzında hiçbir şey olmayan 12 at.
Yeni, yıpranmamış, iğne ve tahtayla hiç dikilmemiş, beyaz tığ işi, en parlak gömlek.
Taşları en kırmızı bakırdan yapılmış, çarkları gümüşle doldurulmuş Tillo ve Termö arasında 12 değirmen.
Herr Mannelig trolün yüzüne bakarak, onu Hıristiyan bir kadın olmadığı için reddeder ve şöyle dedikten sonra arkasına bakmadan atını sürüp gider.
‘’Eğer Hıristiyan bir kadın olsaydın hediyelerini memnuniyetle kabul ederdim. Ama biliyorum ki, sen en kötü dağ trolüsün. Neckenle şeytanın tohumusun.’
Dağ trolü gözyaşlarına hakim olamaz, acıdan ve hüzünden, titreyerek ve inleyerek koşarak kaçar. Şu sözler dökülür ağzından
‘’Ben yakışıklı bir genç adama sahiptim ve o bana azap verdi.’’
Bu hikaye bize kadının bir trol değil de güzeller güzeli bir elf olsaydı acaba şövalye aynısını yapar mıydı sorusunu sordurtuyor. Güzelliği bedenlerde değil, kalplerde aramanız dileğiyle. Buyurun Herr Mannelig sizlerle. Aşağıdaki bağlantıdan spotify linkine ulaşabilirsiniz.
Bir sabah erkenden, Güneş doğmadan
Ve kuşlar tatlı şarkılarını söylemeden önce,
Dağ trolü yakışıklı silahtara evlenme teklif etti
Kaba bir dili vardı.
Bay Mannelig, Bay Mannelig, benimle evlenmez misin,
Memnuniyetle sana vereceklerim karşılığında?
Evet veya hayır diye cevap verebilirsin,
Evlenip evlenmeyeceğine.
Sana on iki şahane binek atı vereceğim,
Gölgeli bir koruda otlayan.
Ne sırtlarına semer vurulmuş,
Ne de ağızlarına gem.
Sana on iki güzel değirmen vereceğim,
Tillö'yle Ternö'nün arasında.
Taşları en kızıl pirinçten yapılmış,
Çarkları da gümüşle doldurulmuş.
Sana altın yaldızlı bir kılıç vereceğim,
On beş altın halkayla şangırdayan.
Savaşta dilediğince çarpış onunla,
Meydanda sen fatih olacaksın.
Sana yepyeni bir gömlek vereceğim,
Giyilebileceklerin en parlağını.
İğne iplikle dikilmemiş de,
En beyaz ipekle örülmüş.
Böyle armağanları memnuniyetle kabul ederdim,
Hristiyan bir kadın olsaydın.
Ama biliyorum ki sen en kötü dağ trolüsün,
Necken'le şeytanın tohumusun.
Dağ trolü koşup çıktı,
Feryat edip gürültüyle haykırdı.
Yakışıklı silahtar benim olsaydı,
Azabımdan kurtulacaktım.
Bay Mannelig, Bay Mannelig, benimle evlenmez misin,
Memnuniyetle sana vereceklerim karşılığında?
Evet veya hayır diye cevap verebilirsin,
Evlenip evlenmeyeceğine.

Yorumlar
Yorum Gönder